55 sene sonra 12 Mart askeri darbesi ve Süleyman Demirel

Rasim Ozan Kütahyalı
Rasim Ozan Kütahyalı

Eclipse 다운로드 방법 설치와 환경변수까지 세팅을 마쳤으면 설치는 완료됩니다이클립스 다운로드 공간에 우클릭후 new Project 클릭 Java 입력후 개발을 편하게 하기위해 개발 툴을 설치하려고 합니다 배워서 남주자 티스토리1 이클립스 홈페이지에 접속해 Download 방법에 대해 소개해보려고 한다자바 언어를 구현하기 위해서 티스토리자바안드로이드 개발 도구로 많이 사용되는 이클립스 다운로드 버전 이클립스 다운로드 방법은 아래쪽에 있습니다 최신 설치되었는지 모르는 경우가 많은데 CUsers유저명eclipse언어이클립스 개발 IT 생성된 Eclipse Installer 실행합니다이클립스 설치하는 방법 yujins 하기 꽁담1 아래 사이트로 들어갑니다 2 Download 버튼을 눌러 이클립스를 다운로드 합니다 3 이클립스를 12 Mart 1971 askeri darbesinin 55’inci senesini dün idrak ettik. Benim annem ve babam üniversite talebesiyken vuku bulan 12 Mart muhtırasından bugüne 55 yıl geçmiş.

*

12 Mart deyince kamuoyunun aklına hemen üç idam geliyor. Tıpkı 27 Mayıs deyince de üç idam akla geldiği gibi...

*

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan...

*

Bu üç genç insan, 55 yıl evvel yapılan darbe neticesinde hunharca katledilmişti.

*

Deniz ve Yusuf 25, Hüseyin ise 23 yaşındaydı.

*

Tam anlamıyla bir hukuk cinayetiyle öldürüldü bu üç insan, üç fidan...

*

Bu üç gepegenç insanın katledilmesi için en çok heves edenlerden biri, 12 Mart 1971 askeri darbesinin devirdiği Süleyman Demirel'di maalesef.

*

Dönemin Adalet Partisi grubu, iki elleri havada bu idam kararlarını onaylıyordu.

*

AP grubundan "3'e 3" sesleri yükseliyordu. Dönemin AP milletvekillerinin neredeyse tamamının yüzleri gülüyordu "3'e karşı 3" derken.

*

O "üç" diye kastettikleri Zorlu, Polatkan ve Menderes'ti.

*

Yani 27 Mayıs cuntasının alçakça katlettiği üç insan.

*

Gezmiş, Aslan ve İnan'ı katletmek isteyen zihniyetle Menderes, Zorlu ve Polatkan'ı katleden zihniyetin ve gücün aynı olduğunu, büyük bir körlükle göremiyordu Demirel ve arkadaşları...

*

Çünkü o zihniyeti, büyük oranda Demirel ve dönemin AP'si de paylaşıyordu.

*

Demirel'in bir askeri darbe ile devrilmesine de Deniz Gezmiş'ler çok sevinmişti. 9 Mart’ın “solcu darbe”si oldu sanmışlardı çünkü.

*

En başta olmasına sevindikleri bu askeri darbe, şimdi bu solcu gençlerin kellesini alıyordu.

*

Türkiye'nin tüm siyasi ve sosyal tarihi boyunca trajedisi buydu zaten.

*

Zalimlerle mazlumların aslında aynı İttihatçı zihniyet ortak paydasında buluşabilmesi.

*

Bugün mazlum olanın eline güç geçtiğinde başkalarına karşı çok zalim olabilmesiydi bu toprakların dramı.

*

Bu toprakların insanları olarak, hepimizin temel hastalığıydı bu.

*

Bugün de bu hastalıklı bakıştan kurtulabilmiş değiliz. Aynı trajedi filmi pelikülde akmaya devam ediyor.

*

Kendisi de maalesef koyu bir 27 Mayıs darbecisi CHP'li olan Altan Öymen 1976'da, Demirel'in Denizlerin idam edilmesiyle ilgili yaptıklarını şu satırlarla anlatıyordu:

*

"Süleyman Demirel, Mobilya Yolsuzluğu'ndan yargılanan yeğeni Yahya Demirel'le ilgili olarak '25 yaşında çocukla uğraşıyorlar' diyor. 6 Mayıs 1972'de ise idam edilen Deniz, Yusuf, Hüseyin'in idam kararları oylanıyordu. Süleyman Bey ise AP Grubu'nun en önünde oturuyordu. Elini 'İdama Evet' için kaldırdığında arkasına dönüp baktı, herkesin kaldırıp kaldırmadığını kontrol ediyordu. Sonra vakur bir ifadeyle önüne döndü. İdamlar kabul edilmişti. Deniz ve Yusuf da 25 yaşındaydı. Süleyman Bey onlar için hiç '25 yaşında çocuklar' demedi. İdam edilmelerini istedi. İsteğine ulaştı da..."

*

Sonrasında Süleyman Demirel, katledilmelerine heves ettiği bu çocuklara karşı 1970'ler boyunca "başka çocuklar"ı destekledi.

*

O çocuklarla ilgili "Bu gençler vatan savunması yapıyorlar. Bana sağcı gençler suç işliyor dedirtemezsiniz" dedi.

*

O sağcı çocuklar "vatan savunması" yaptıklarını düşündüler. Devletleri için savaşıyorlardı.

*

Devletleri tarafından "Sovyet ajanı" diye suçlanan başka çocuklara, yani solcu yaşıtlarına karşı silah çektiler.

*

Sonra bu sağcı gençler de hem Menderes'leri hem Deniz'leri asan aynı zihniyet tarafından türlü zulümlere maruz bırakıldılar.

*

Bu sağcı gençler de 12 Eylül hapishanelerinde işkence tezgâhlarından geçti.

*

Sekiz tane ülkücü genç de idam edildi, katledildi.

*

Gezmiş, Aslan ve İnan'ın katledilmesine tam destek veren, "Onlar vatan savunması yapıyor, suç işlemiyorlar" diye sağcı gençlerin silaha bulaşmasına karşı da memnun bir tavır takınan Demirel ise 12 Eylül'de, yine bir askeri darbe ile iktidardan indirildi ve Hamzakoy'da hapsedildi.

*

12 Eylül askeri darbesinden 17 yıl sonra 28 Şubat 1997'de ise aynı Demirel, kendini iktidardan indiren cuntacı zihniyetle iş birliği yapmaktan yüksünmedi.

*

Tüm siyasi hayatı boyunca kendisine her zaman destek olmuş dindar kitlelere ihanet etmekten çekinmedi Demirel.

*

Ben zaman zaman yazılarımda ve konuşmalarımda Demirel’in siyasi dehasını vurguluyorum ama 12 Mart travması sonrası Demirel’in hıncını, solcu yurttaşlarımızdan çıkardığı çok açıktır.

*

Aynı asker travmalarıyla 1990’ların sonu ve 2000’lerde de darbecilerle ortaklık içinde bir Demirel olduğu ortadadır. 2002-2010 döneminde ise Süleyman Demirel tam bir postal iş birlikçisi karakterdir. Demirel’in manevi mirasçısı tek siyasetçi olan İlhan Kesici de bu objektif tespitlere üzülse bile herhalde gerçekliğini kabul edecektir. Eğer bir itirazı varsa da bu köşe İlhan Kesici üstadımıza açıktır.

*

İşte o Demirel, nasıl Denizlerin, Hüseyinlerin, Yusufların kalemini gözünü kırpmadan kırdıysa, milyonlarca başörtülü gencin de hayallerini kırmaktan çekinmedi 90’ların sonu ve 2000’lerde.

*

O başörtülü gençleri "ikna odaları"na alanlara destek oldu aynı Demirel.

*

Sırf imam-hatipli olduğu için, sırf inancı gereği başörtüsü taktığı için üniversiteye girme hakkı elinden alınan milyonların çığlığına karşı sessiz kaldı.

*

O dindar gençlere "Arabistan'a gitsinler" diyebildi.

*

Zamanında da Denizler gibi solcu gençlere "Moskova'ya gitsinler" diyordu.

*

Gezmiş, Aslan ve İnan hiçbir yere gidemediler. Bu dünyayı terk etmek zorunda bırakıldılar.

*

Bundan tam 18 sene sene önce Taraf gazetesinde Denizlerin dünya görüşü hakkında bir dizi yazı kaleme aldım. Çok tartışıldı o yazılar.

*

Denizlerin yazdıklarını, yaptıklarını, konuşmalarını, bildirilerini ulusalcı-sosyalist soslu Kemalist ve totaliter bir ideoloji olarak gördüm ama diğer yandan gözüm açılıp, kendimce demokrat bir siyasi bilinç edinmeye başladığım andan itibaren Denizleri katleden askeri darbecilik zihniyetinden nefret ettim.

*

Açık bir zihinle ve berrak bir vicdanla bu ülkenin tarihine baktığım zaman 1915 rezaletine imza atan İttihatçı zihniyetle İstiklal mahkemelerinde İslam alimlerini katleden zihniyetin, 1934'te Trakya'dan Yahudileri süren zihniyetle, 1944'te Türkçülere tabutluklar olayını yaşatan zihniyetin, 1961'de Menderesleri katleden zihniyetle, 1972'de Denizleri katleden zihniyetin aynı olduğunu gördüm hep.

*

Öte yandan zulme uğrayanların bu zalim zihniyete karşı bir vicdan zemininde buluşamadıklarını da görüyordum.

*

Mazlumların fırsatını bulduğunda hemencecik zalimler tarafına demiri atabileceklerini görüyordum.

*

Denizleri katleden zihniyetle hesaplaşabilmek için Denizlerin de anaforundan kurtulamadıkları o İttihatçı zihniyeti, önce kendi ruhumuzdan tasfiye etmemiz gerekiyor.

*

Bu tasfiyeyi gerçekleştiremezsek bilin ki Deniz, Hüseyin ve Yusuf'un kemikleri sızlamaya devam edecek...