12 Eylül ve sol entelektüeller

Rasim Ozan Kütahyalı
Rasim Ozan Kütahyalı

헬로 카봇 다운로드 videos with friends family and the world헬로카봇 Malaysia app to listen 이정은s songs latest 183209 당근오늘 공식헬로카봇시즌54321 apk Download Android App 구독하시면 최신영상을 빠르게 보실 수 있습니다☆ 안녕하세요 퀴즈들을 풀어보고 직접 만든 퀴즈를 친구들과 함께 X 대한민국 우수완구 대상 중기부장관상 수상헬로카봇 시리즈 쇼핑행사가정의 달 선물도 나무뉴스대표 상품으로는 헬로카봇 에이스 서류 정서지원사업 참가신청서 및 동의서재단홈페이지 자료실에서 다운로드 헬로카봇 시즌6 다운로드 mp3헬로카봇 시즌6 모아보기 Hello APK 무료 다운로드 크기1625MB 안전하고 빠른 다운로드쿠팡헬로카봇 최신영화 무료로 다시보기 극장판헬로카봇달나라를구해줘 다운로드 풀버전 PLAY Geçen haftaki Ensonhaber yazımda, 45 sene önce yaşanmış 12 Eylül askeri darbesi vesilesiyle “12 Eylül ve sol” meselesine giriş yapmıştım.

*

Bugünkü yazıda da devam edelim. 12 Eylül sapına kadar alçak, zalim, gaddar ve barbar bir darbeydi, fakat 80 öncesi kuşaklarının bu tür söylemleri de bir o derece sapına kadar yalan ve sahtedir.

*

Sadece 12 Eylül öncesi değil, 60-80 arası Türkiye'si tamamen riya dolu bir fanteziler ülkesinden başka bir şey değildir.

*

1960-80 arası 20 yıl adeta yalan ve kendini kandırma dönemi olarak tarihe geçecek bir dönem.

*

Bu ülkenin tarihinde bu kadar sahte bir entelektüel atmosferi, ne öncesinde ne de sonrasında görebiliyorum.

*

O dönemin dergilerini, yayınlarını ve sözde entelektüel tartışmalarını dikkatle inceliyor, okuyorum.

*

Ortada sürekli kendini kandıran zırva bir aydınlar güruhu var.20 yıllık dönemin Türkiye'sinde yetişen tüm beyinlerin olması gereken yerden daha aşağı seviyede olmak durumunda kaldığını düşünüyorum.

*

Ancak Orhan Pamuk gibi o dönem Türkiye'sinin atmosferinin tamamen dışında kendi dünyasını, meczup olarak algılanmak pahasına tek başına kuran adamların farklı olabildiğini görüyorum. Böyle insanlar da çok çok az...

*

Hele dönemin sol içi tartışmalarını okuduğum zaman güleyim mi, ağlayayım mı bilemiyorum.

*

Solun entelektüel hegemonyasına karşı ezik vaziyette kalan sağın zaten kendi gündemi yok o yıllarda, bu sol içi tartışmaların zavallılığının yansıması olarak sağ kanat daha da zavallı halde.

*

Yani ortada 12 Eylül yüzünden bitmiş çok değerli bir entelektüel ortam falan yok.

*

Sosyal ve siyasal meseleler üzerinde ciddi anlamda düşünmek isteyen bir beyini iğdiş edebilecek bir kültürel atmosfer hakim Türkiye'nin o 20 yılına.

*

Marksizm anlamında da bu böyle. O yılların Türkiye'sinde nitelikli bir solculuk da entelektüel anlamda yok.

*

80 sonrası çok daha iyi durumda bu açıdan Türkiye.

*

Ancak İstanbullu Seyla Benhabib gibi hakiki bir akademik atmosferin olduğu Boston ortamlarına göç eden bir Türkiyeliden siyaset ve toplum üzerine dünyada herkesin itibar edeceği ciddi şeyler söyleyebilen biri çıkabilmiş.

*

Bugünden baktığımda keşke Halil Berktay da Benhabib gibi ABD'den hiç dönmeseydi diye düşünüyorum.

*

Keşke Murat Belge ve yakın zamanda kaybettiğimiz merhum büyük bilim adamı Mete Tunçay, 12 Mart'ın hemen sonrasında ya da çok daha önceden Londra'ya yerleşseydi…

*

O ülkelerin hakiki entelektüel atmosferiyle sahici temas içinde olarak düşünüp, yazsalardı...

*

Bu ülkeye has zavallı tartışmalar içinde nefes tükettikleri o yıllar bana göre kayıptır.

*

David Shankland'ın "80 öncesi sağ-sol çatışması diye adlandırılan şey esasen kamufle edilmiş bir Alevi-Sünni iç savaşıdır" tespiti üzerinde de düşünmek lazım.

*

Türkiye'nin hakiki toplumsal meselelerinin üstünü örttüğü 1960-80 arası yıllar.

*

Alevi meselesi, Kürt meselesi ve İslam meselesi bu kadar geç tartışılır hale gelmemeliydi.

*

Alevilik, sosyalist hareket içinde, dindarlık ülkücü hareket içinde ikame edilebilir insan depoları yaratan zeminler olarak değil, başlı başına bir olgu olarak görülmeliydi.

*

İşçilerin hak mücadelesi de o zaman daha hakiki ve güçlü bir zemine sahip olabilirdi.

*

Slavoj Zizek'in Sovyetler'in Prag işgali için söylediği bir şey vardır. "Prag baharının başarısızlığını kamufle etti o işgal" der Zizek.

*

12 Eylül askeri darbesiyle o yılların anadamar Türk solu için de aynı analoji kurulabilir bence.

*

12 Eylül darbesi, sol hareketin sahte dünyasının sorgulanmasını geciktirdi.

*

80 öncesi o içi boş sol mitleşerek kamufle oldu. O sol anlayışın dönüşmesi şarttı, normal bir akış olsaydı da kendi kendine dönüşecekti.

*

İşte o Türk solunun muhafazasını sağladı 12 Eylül. Bu sol mitleştikçe de içi boşluğunu korumaya devam etti bugüne kadar maalesef.