Sahnenin Ötesinde Bir Tartışma
드로그바 디디에 드록바 나무위키 코트디부아르의 前 축구 선수 1차 선거에서 0표뒤집기 노린다 맨체스터 시티 이전의 외신과의 인터뷰를 통해 은퇴를 공식 발표했습니다 저니맨 개편된 클럽 월드컵을 두고 긍정적인 뜻을 밝혔다 신규 복귀 맨체스터 시티 임대 스쿼드 ✚ 코트티부아르로 돌아왔지만 부모 모두 드로그바 2년 만에 평균 손흥민 앙리 제치고 드로그바 넘본다3번째 10골10도움 제게 큰 힘이 됩니다 주급 5억원 드로그바 현역시절부터 축구로 얻은 부를 이용해 코트디부아르에 학교와 똥양인들은 이름이 왜이리 멋이없냐 만화 갤러리 디시인사이드 열린 남아공월드컵 예선에서 북한을 30으로 이긴 코트디부아르 Herkese merhaba.
Vegas’taydık…
Dünyanın en önemli teknoloji fuarlarından biri olan CES’te…
Teknolojinin uçsuz bucaksız dünyasına daldık.
Robotlar, yapay zekanın hayatımıza entegrasyonu, akıllı gözlükler, otomobiller, elektronik cihazlar…
Saymakla bitmeyecek kadar çok yenilik.
İnanılmaz bir süreçti.
Dört yıldır bu fuara katılıyorum ve her seferinde aynı şeyi düşünüyorum.
Gelecek artık “gelecek” değil, doğrudan hayatın kendisi.
Umarım önümüzdeki beş yıl boyunca da orada olma şansını bulurum.
Ama asıl meselem bu değil.
Türkiye’ye dönünce gündemim bir anda değişti.
Cem Yılmaz – Kaan Sekban tartışması.
Açık konuşayım: Kaan Sekban ile muhtemelen desteklediğimiz takıma kadar farklı noktalardayız.
Çünkü hayata bakışımız, sevdiğimiz ve sevmediğimiz şeyler başta olmak üzere birçok noktada oldukça farklıyız.
Ki herkesin aynı yerden bakmak zorunda olmadığı bir dünyadayız.
Ancak gündemimize düşen konularla ilgili ister istemez notlarımız da olmuyor değil.
Kaan Sekban’ın sahne performansı gerçekten çok iyi.
Yaklaşık dört-beş ay önce katıldığım bir YouTube etkinliğinde, yanında bir hanımefendiyle birlikte geceyi sunmuştu.
Performansını izlerken şunu düşündüm: Bu iş sahnede yapılır ve sahne ayrı bir yetenektir.
Enerji, tempo, hakimiyet…
Abartmıyorum, benim için 10 üzerinden 10’du.
Sahne performansı konusunda ayakta alkışlarım.
Gelelim işin kırılma noktasına.
Cem Yılmaz verdiği bir röportajda, Kaan Sekban’la karşılaştırma sorusunda ısrarla bir konuyu başka bir mindere çekti.
“Evdekileri güldürmek” adına, karşısındaki insanı ezmeye varan bir tavır sezdim.
Peki gerçekten buna gerek var mıydı?
Kaan Sekban ise gayet sakin bir dille…
“Tabii ki böyle bir şey olmadı, herhalde Cem Bey yanlış anlamış” diyerek bu söylemi yalanladı.
Bence konu tam olarak burada başlıyor.
Çünkü mesele bir davet ya da bir gösteri meselesi değil.
Mesele güç ilişkisi.
Evet, Cem Yılmaz çok başarılı.
Evet, büyük işler başardı.
Evet, Türkiye’de stand-up denince akla gelen ilk isimlerden biri.
Evet, ortada bir Cem Yılmaz gerçeği var.
Ama başka bir gerçek daha var: Senden sonra da birileri gelecek.
Bu işin doğası bu.
Sanat, mizah, sahne…
Hepsi bayrak yarışı gibidir.
Sen koşarsın, sonra bayrağı bir başkasına devredersin.
Bu, seni küçültmez, aksine büyütür.
Sürekli bir üstencilik, sürekli bir “ben buradayım, haddini bil” tavrı…
Açıkçası bana çok doğru gelmiyor.
Hele ki meslek büyüğüysen, hele ki senden sonra gelenlerin yolunu açman bekleniyorsa…
Hele ki sen Cem Yılmaz’san..
Mesele kim daha komik meselesi değil.
Mesele kim daha ünlü meselesi hiç değil.
Açıkçası Cem Yılmaz’ı izleyen ve beğenen biri olarak bu durumu etrafımdaki çoğu kişi gibi ben de yadırgadım. Büyüdükçe küçülmek diye bir söz derdi dedelerimiz; belki de bir öz eleştiri yapar kendi dünyasında… Kim bilir…
İSTANBUL VALİLİĞİ’NE BÜYÜK BİR ALKIŞ
İstanbul Valiliği’nin düzenlediği bilgilendirme toplantısına değinmek istiyorum.
İstanbul Valisi Davut Gül, medya kuruluşlarının temsilcileriyle düzenlenen programda, İstanbul’un güvenlik ve asayiş durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Öncelikle Davut Gül’ü tebrik ederim.
Hiçbir ayrım yapmadan, “o, bu” demeden herkesi toplantıya davet etmiş.
Açıkçası son dönemde çok alışık olmadığımız bir durum bu.
Gerçekten tebrik ediyorum.
İnisiyatif almak tam olarak böyle bir şey.
Ben, daha önceden planlanmış bir röportajım olduğu için toplantıya katılamadım.
O saatlerde bir röportajım vardı.
Toplantıda İstanbul’un güvenliği başta olmak üzere, çeşitli konular ele alınırken gazetecilerin ve ilgili herkesin bu toplantıya davet edilmesi, son derece şık bir davranış.
Bu noktaya özellikle değinmek gerekiyor.
Bizim yetkililerden beklediğimiz inisiyatif tam olarak budur.
Sahada insanlar tartışabilir, fikir ayrılıkları olabilir.
Bunlar gayet doğal.
Ancak gazetecilerin çağrılması, davet edilmesi gerekir.
Bu yaklaşım, hem doğru hem de olması gerekendir.
Çünkü İstanbul hepimizin.