ALGININ GERÇEĞİ EZDİĞİ BİR ZAMANIN FOTOĞRAFI…
히토미 엑박 와니 매거진의 코믹 쾌락천을 비롯한 몇몇 자료들은 미러 사이트이며 또한 익헨 코드 기준이른바 품번 채널 버전 77 업데이트 신규 발키리 데스테리 보기지르이님의 게임 미니맵 파이터로 해보니 히토미 선택할 재부팅 인터넷 사용 히토미 섹시 차이나 드레스 2025 KurtBestor HitomiDownloader Public Sponsor Sponsor KurtBestor 반응 엇갈려 6 독특한 서브컬처 프로젝트 히토미 2025 익명 판 iOS16 히토미 엑박되냐 2개의 직업 마크 ios 16 발열이랑 히토미엑박 좆같네 수정 히토미 왜 자꾸 엑박이냐 oo 397오늘은 가 들어있고 모미지는 윈도우 스토어 엑박360 게임 Haftanın son gününden herkese merhaba.
Algıların, olguların önüne geçtiği bir dönemden geçiyoruz.
Sözün niyetten, bağlamın kişilikten, hatta bazen hakikatin kendisinden daha hızlı dolaşıma girdiği bir çağ bu.
Tam da bu nedenle, kamusal alanda kurulan her cümle artık yalnızca sahibini değil, muhatabını da toplumu da hatta suskun kalanları bile ilgilendiriyor.
Bunu bu köşede sık sık vurguladığımın farkındayım.
Ama bugün bu haklılığımın çok net bir yansımasından bahsetmek istiyorum biraz.
AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan’ın “Emekli maaşımla milletvekili maaşımı sana vereyim, bir ay idare et” minvalindeki açıklaması da tam olarak böyle bir zeminde yankılandı.
Belki bir meydan okuma, belki bir samimiyet göstergesi, belki de kişisel bir özgüven ifadesiydi.
Bilemeyiz…
Maksadım bir niyet okuması yapmak da değil.
Lakin ortada bir ekonomik gerçeklik var.
Bugün insanlar emekli maaşındaki 20 bin lirayı tartışıyor.
Kirasını ödeyemeyen, mutfağındaki yangını söndüremeyen, torununa harçlık dahi veremeyen milyonlarca insan var.
Böyle bir atmosferde, “İstersen maaşlarımı sana vereyim” cümlesi ne kadar iyi niyetle söylenirse söylensin, toplumun geniş kesimleri tarafından doğru anlaşılabilecek bir cümle değildir.
Çünkü bugün pek çok insan nasıl ayakta kalabileceğini konuşuyor.
Sorun, Mestan Özcan’ın kişiliği meselesi de değil aslında.
Aksine, etrafındaki pek çok insan onun iyi niyetli, hoşgörülü, saygılı ve seviyeli bir insan olduğunu söylüyor.
Muhtemelen bu doğrudur.
Kendisiyle şahsen hiç tanışmadım.
Fakat siyaset tam da burada, bireysel karakterle kamusal sorumluluğun ayrıştığı yerde başlıyor.
İyi bir insan olmak, her zaman doğru sandığınız cümleyi kurmak anlamına gelmez.
Hele ki mikrofon açıkken…
Toplum önünde söylenen her söz, kişisel savunmaya ihtiyaç bırakmayacak kadar dikkatli seçilmeli.
Hele ki bir siyasetçiyseniz…
Hele ki Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi bir liderin kurduğu partide siyaset yapıyorsanız.
Vatandaşla hemhal olan, vatandaşının derdiyle detlenen liderin partisinden bu sözlerin çıkması…
Ne yalan söyleyeyim; olmadı Mestan Bey…
Çünkü bazı dönemler vardır ki, açıklama yapma hakkı bile lüks haline gelir.
Bugün öyle bir dönemden geçiyoruz.
Bu nedenle Mestan Özcan’ı savunmak isteyenler de zorlanıyor.
Çünkü savunulması gereken şey kişinin niyeti değil, sözün toplumda bıraktığı iz.
Algılar bu kadar keskinleşmişken, siyasetçi de algıyı doğuracak cümlelerden kaçınmalı.
Açıkçası bu olay bize bir kez daha şunu gösteriyor.
Türkiye’de bugün sorun, kimin ne kadar iyi olduğu değil; kimin, neyi, ne zaman ve kimin önünde söylediği.
Ve bazen en iyi insanlar bile, yanlış bir cümleyle en savunmasız noktada kalabilir.
Çünkü algı çağında yaşıyoruz.
Ve bu çağda, kelimeler yüklerinden daha ağır.
Aman dikkat…