다이 소 창문 틈막이 패드 문풍지 외풍 차단 다이소 창문틈 창문 셀프 스토리 만년가장 입니다 오늘 영상은 겨울철 사이드 메뉴 펼치기 검색어 입력폼 검색 쇼핑하우 스펀지형 고무 재질로 불규칙한 부위에 접착이 용이하고 수리 셀프 수리 방법 소개 TikTok 틈막이 다이소건전지 도어락 꿀팁 오리지널 사운드 49 리뷰수 7다이소 틈새막이 검색결과 쇼핑하우쇼핑하우 쇼핑 쇼핑몰 다이소문틈막이 문빈틈차단막 현관문방음재 다이소문풍지 방문 쿠팡지나로 틈막이 창틀 바람막이 패드 문풍지 외풍 차단 한가지는 다이소 제품으로 설명을다이소 문틈막이 2m 1개
1964 yılıydı.
Amerikan donanmasına ait USS Maddox ve USS Turner Joy isimli destroyerler, Çin denizindeki Tonkin Körfezi’nde devriye geziyordu. Kuzey Vietnam hücumbotlarının saldırısına uğradılar, torpiller kılpayı sıyırarak geçiyordu. Maddox’ın komutanı bir yandan toplarını ateşleme emri veriyordu, bir yandan da bölgedeki uçak gemisi USS Ticonderoga’ya yardım çağrısı yapıyordu. 16 savaş uçağı derhal bölgeye yetişti ama, Vietnamlılar kaçmıştı.
Yok öyle kaçmak tabii!
ABD başkanı Johnson derhal kararname hazırlattı, ABD’ye yönelik saldırganlığı püskürtmek ve tıpkı şimdi Trump’ın söylediği gibi “dünya barışı”nı sağlamak için yetki istedi, temsilciler meclisi ve senato ayakta alkışladı, misilleme yetkisi verildi.
Amerikan başkanı önce teşekkür konuşması yaptı, sonra gitti Vietnam’ın bombalanmasını emretti, Vietnam savaşı başladı, neticede iki milyon Vietnamlı öldü.
★
Sonra?
40 yıl sonra, 2005 yılında… ABD Ulusal Güvenlik Ajansı “devlet sırrı” niteliğindeki belgelerin gizliliğini kaldırdı.
Tonkin Körfezi’nde yaşandığı iddia edilen ve Vietnam Savaşı için mazeret olarak kullanılan hadisenin, baştan sona istihbarat yalanı olduğu ortaya çıktı!
Destroyerlere saldırı maldırı olmamıştı, hepsi hayal ürünüydü, hepsi tezgahtı.
★
Çünkü... Vietnam’daki iç savaş, Vietnam’daki kardeş kavgası, o güne kadar örtülü şekilde fıştıklanıyordu. Amerikan karşıtı olan Kuzey Vietnam’da suikastlar, sabotajlar tertipleniyordu, isyanlar çıkarılıyordu, buna rağmen Amerikan yandaşı Güney Vietnam vaziyete hakim olamıyordu. Yandaşlara silah, teçhizat, para veriliyordu, becerilemiyordu, sonuç alınamıyordu. Kuzey Vietnam’ın topraklarını savunma ruhu, güneydeki Amerikan yandaşlarında yoktu.
Üstelik, ABD’de üç ay sonra seçim vardı.
Seçime üç ay kala, şırrak, Tonkin yalanı icat edildi.
Amerikan basını yangına körükle gitti. Nasıl “kalleşçe” saldırıya uğradıklarını “ballandıra ballandıra” yazdılar, milliyetçi duyguları kışkırttılar.
Başkan Johnson televizyona çıktı, “ağlamaklı” ses tonuyla ulusa sesleniş konuşması yaptı, savaş çıkardı. Kahraman oldu. E tabii savaş başlayınca kamuoyu desteği ikiye katlandı. “Cesur lider” ayaklarıyla, rekor oyla yeniden kazandı.
Savaştan 40 yıl sonra 2005 yılında bütün gerçekler ortaya çıktı ama, iş işten geçmişti, olan Vietnam’a ve iki milyon Vietnamlı’ya oldu.
★
Sonra?
Aradan 40 yıl daha geçti.
2003 yılı oldu.
Aynı filmi Irak’ta izledik.
Irak’ı parça parça bölüp, petrolün üstüne oturmak için, peşmergeleri ayaklandırdılar, aşiretleri kalkıştırdılar, CIA kamplarında eğittiler, silah verdiler, olmadı, Saddam’ı devirmeyi bir türlü başaramadılar.
Şırrak, Saddam’ın kitle imha silahları var dediler!
Kimyasal, biyolojik silahları var dediler. Tetiğe basmak üzere, komşu ülkelerdeki milyonlarca masum insanı katledecek dediler. Dumanı tüten füze rampası fotoğrafları yayınladılar, Saddam tee Avrupa’yı vuracak dediler. Boru gibi bir şeylerin videosunu televizyonlarda gösterip, bunun ismi “cehennem topu” dediler, bu topla ateş ettiğinde Paris’i vurabiliyor, Londra’yı vurabiliyor, nükleer mermi atabiliyor dediler.
Böyle böyle diyerek, Irak’a daldılar.
Bir milyon Iraklı öldü!
Sonra?
ABD’nin ortağı İngiltere’nin başbakanı Tony Blair çıktı, açık açık anlattı, aslında kimyasal silah filan olmadığını, komple uydurma olduğunu itiraf etti, hepsi yalandı.
Savaş bittikten sonra bütün gerçekler ortaya çıkmıştı ama, olan Irak’a ve bir milyon Iraklı’ya olmuştu.
★
Sonra?
Aradan 15 yıl daha geçti.
2019 yılı oldu.
İngiliz istihbarat teşkilatının casusu James Edward Le Mesurier, İstanbul’un göbeğinde, Karaköy’de, Kılıç Ali Paşa Camisi’nin hemen bitişindeki, duvarlarla çevrili, üç katlı evinin bahçesinde ölü veya öldürülmüş halde bulundu.
Bosna’da, Kosova’da, Lübnan’da, Irak’ta, Filistin’de görev yapmıştı. İngiltere Kraliçesi tarafından “şövalye” nişanıyla ödüllendirilmişti. Beyoğlu’ndan başka, Büyükada’da evi olduğu anlaşıldı.
Peki kimdi bu casus?
Suriye’de algı operasyonları yürüten “beyaz miğferlileri” kurduğu için, Rusya tarafından deşifre edilmişti!
Beyaz miğferliler, kafalarına beyaz baret takarak, güya kendi hayatlarını tehlikeye atarak, Rusya ve Esad rejiminin bombaladığı bölgelerde hayat kurtaran, gönüllü bir sivil yardım kuruluşu gibi gösteriliyordu, arama kurtarma derneği gibi gösteriliyordu.
Halbuki, İngiliz ve Amerikan istihbarat teşkilatlarının figüranıydı.
“Kimyasal silah kullanıldı” gibi, “bebekler öldürüldü” gibi, “okul bombalandı” gibi, tezgahlanmış yalan haberler yayıyorlardı. Bu yalan haberleriyle Rusya’yı ve Esad’ı dünya kamuoyunda zor durumda bırakmayı amaçlayan istihbarat faaliyetiydi.
Karaköy’de ölü veya öldürülmüş halde bulunan İngiliz casusu, maşa olarak kullanılan bu örgütü 2013 yılında İstanbul’da kurmuştu! Örgütün parasını ABD ve İngiltere ödemişti. Özgür Suriye Ordusu’na mensup üç bin kişiden oluşuyordu.
Dubai merkezli bir güvenlik şirketi tarafından eğitildiler, Hollanda merkezli bir arama kurtarma şirketi tarafından eğitildiler. İstanbul’da ölü veya öldürülmüş halde bulunan İngiliz casusu, hem Dubai merkezli güvenlik şirketinin direktörüydü, hem de Hollanda merkezli arama kurtarma şirketinin kurucusuydu, hepsi kendisiydi!
Amerikan ve Avrupa medyası tarafından öylesine “kahraman” olarak sunuldular ki, 2016 yılında Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildiler. Belgesellerini çektiler. 2017 yılında en iyi kısa belgesel dalında Oscar ödülü verdiler.
★
Sonra?
Gel zaman git zaman, Suriye’deki vekalet savaşının sonuna doğru, bu beyaz miğferlilerin binden fazlasını, Mossad aracılığıyla Golan Tepeleri üzerinden Ürdün’e kaçırdılar, geriye kalanlarını Türkiye üzerinden, ABD, İngiltere, Almanya ve Kanada kapış kapış aldı.
Neticede, beyaz miğferlilerin komple yalan, komple istihbarat faaliyeti olduğu anlaşıldı ama, olan Suriye’ye ve Suriyelilere oldu.
★
Ve, şimdi bakıyoruz…
★
İran’dan peşpeşe füzeler geliyor, Türkiye üzerindeyken Akdeniz’deki Amerikan savaş gemisi tarafından vuruluyor, parçaları Türkiye topraklarına düşüyor, dolayısıyla herkes merak ediyor, acaba ABD ve İsrail, bu tür komplolarla Türkiye’yi savaşa mı sürüklemek istiyor?
★
Acaba bu füzeler “sahte bayrak” operasyonu mu?
★
Trump ve Netanyahu’nun kötü adam olmaları, molla rejimini iyi adam yapmaz, ama... Vietnam’dan Irak’a kadar savaş siciline bakarsak, sorunun cevabı gayet belli aslında.